9 Ocak 2013 Çarşamba
Önce hasretlerle geldim sana, dalganla alıp götüresin diye. Sonra umutlarla geldim yanına engine taşıyasın diye... Ve sana yüreğimi bırakıyorum, sende berraklaşsın diye.
Sana çok şey anlatmak istiyorum. Ama beni dikkatli dinlemen lazım. Sana içimdekileri zor telaffuz edeceğim. Aslında kelimeler kifayetsiz kalıyor sana anlatmaya. Hatırlar mısın bilmem, bir Eylül akşamıydı sende yakamoz vardı ben de eski hatıralar. Ben senden yakamozunu çaldım, inan çocukça bir hevesti. Sonra Ağustos sabahında dalganı sakladım, inan çocukça bir oyundu. Bir Şubat soğuğunda kumlarını çekmiştim içimdeki hasretle, kumlarında sörf yapmak içindi, çocukça bir istekti işte... Ve bir gün, yani seni öksüz bıraktığım o gün martılarını ben uçurmuştum, bu arada giderken bir yanımda kalmış kirleri de bırakmıştım. O gün bu gündür dargınsın bana. O yüzden hep kaçtım senden, işte şimdi karşındayım ben yine, sensiz yapamadım. Aldıklarımı üzgünüm geri getiremedim. İnan suçum yok!.. Onları ödünç alarak arkadaşıma vermiştim, çok ısrar ettim ama bana geri vermedi. Özür dilemiyorum, biliyorum faydasız. Ama emin ol ben seni böyle de seviyorum. Sana bıraktığım kirleri de temizlemişsin lakin izi kalmış bak... Ben eski çocukluğumla yine sana geldim, sen benim için tek teselli ummanısın. Anlıyorsun beni değil mi? Ama kabul et senden alamadığım, sende kalan bir şey var. Hani o, tutmak isteyip de tutamadığım, elimden kayıp giden serinliğin var ya, bir de kucaklamak isteyip de kucaklayamadığım maviliğin iyi ki onları alamamışım, iyi ki... Ben hep senin dizlerinde soluklanırım. Hani senin her zaman yaptığın bir tılsım vardı. Hani kaç kere teklif ettin de, ben kabul etmemiştim. İşte şimdi kabul ediyorum, ellerim semaya açık, başla duaya ben amin diyeceğim...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder