Hayatı med cezir gibi yaşarım bu gönülde
Ahlar mı çoktur vahlar mı bilmem?
Bu sırrı çözemedim otuz yıllık ömürde
Her yaşanan serüvenin acısı bende biter
Mecnun, Leyla hikâye, masal olup bittiler,
Bendeki Mecnun’lar Leyla’larını üzer
İki gönül bir olunca samanlık seyran imiş
Eskiden sevdalara insanlar hayran imiş
Gönüller ayrı gayrı saraylar viran şimdi
Gönül susuz sevdadan dilenir kapılarda
Membası kurumuştur coşkun akan sularda
Bu bahçelerin bahçıvanı derbeder oldu şimdi
Kerem sersefil olmuş, hani delerdi dağı
Aslı’lar sokaklarda kayboldu kaybolalı
Nasıl oldu da böyle, talan oldu gönül bağı
Bir zamanlar o eller yüzleri sıvazlardı
Duadaki heyecanla titreyen o parmaklar
Ukala bir edayla kadehlere dolandı
Yangınlar dışta değil içimde yanmaktadır
Ateşler serabıdır içimdeki yangının
Aldanıp bu dünyada cenneti sanmaktadır
Hayaller heveslerin ağına takılmıştır
Gökyüzü o yüzden böyle mahzun kalmıştır
Hayal kuşunun kanadı kırılmıştır
Yusuf’un gömleğini ararım zindanlarda
Yusuflar firar etti, zindanlar yetim şimdi
Züleyha nedameti dolaşmaz meydanlarda
Yeryüzü, gökyüzüyle dertleşir durur her gün
Yorgunum insanlığı taşımakta omuzda
Gafletin kurşunları hayatı vurur her gün
19.08.08 d. şhda